Afganistan, son yıllarda yaşadığı siyasi ve toplumsal değişimlerle birlikte, kadın hakları konusunda büyük bir gerileme sürecine girmiş durumdadır. Taliban yönetiminin yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, kadınların temel hakları yeniden tehlikeye girdi. Son dönemlerde ise Afganistan'da kadınlara yönelik şiddete dair alınan yeni bir karar, dünya genelinde büyük bir infiale sebep oldu. "Kemik kırılmadığı sürece" kadınlara yönelik darp ve şiddetin serbest bırakılması, yalnızca ülke içinde değil, uluslararası arenada da büyük yankı uyandırdı.
Taliban yönetiminin, kadınlara yönelik şiddeti normalleştiren bu uygulama, kadınların yaşadığı hak ihlallerini gözler önüne seriyor. Kadınların aile içindeki rolleri, toplumdaki yerleri ve genel olarak hayatları üzerindeki kontrol, Taliban'ın sert politikalarıyla daha da baskı altına alınıyor. "Kemik kırılmadığı sürece" ifadesi, aslında ne kadar zor bir duruma düştüklerini gözler önüne sererken, bu durum kadınların yaşamış oldukları psikolojik ve fiziksel şiddetin meşrulaştırılması anlamına geliyor.
Afrika, Asya ve Orta Doğu 'da kadın hakları konusunda yaşanan gerilemeler dünya çapında endişe yaratırken, Afgan kadınları bu durumun en kötü sonuçlarını deneyimleyen gruplar arasında yer alıyor. Yerli ve yabancı insan hakları örgütleri, Taliban'ın bu uygulamalarını şiddetle kınamakta ve Afgan kadınları için daha güvenli bir gelecek talep etmekte.
Uluslararası toplum, Afganistan'da uygulanan bu yeni yasayı kınamaktan geri durmadı. Birçok insan hakları kuruluşu, Afgan kadınlarının yaşadığı şiddet ortamını dikkate alarak, Taliban'ı uluslararası anlaşmalara ve insan hakları sözleşmelerine uymaya çağırdı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi büyük kurumlar, Afganistan'da kadın haklarına yönelik tehditleri yakından takip ettiklerini açıkladı. Ancak alınan önlemler genellikle etkisiz kalmakta ve kadınların yaşadığı sıkıntılar daha da derinleşmektedir.
Bu noktada, kadın hakları aktivistleri, meydana gelen durumu değiştirmek için sıkı bir mücadele vermekte. Yerel ve uluslararası düzeyde kaynak yaratmaya çalışan aktivistler, kadınların maruz kaldığı şiddeti gözler önüne sermek amacıyla çeşitli kampanyalar düzenlemekte ve kamuoyunu bilgilendirmektedir. Ancak bu çabalar, mevcut siyasi ve toplumsal yapı itibarıyla sınırlı kalmakta ve ne yazık ki kadınların gün geçtikçe artan şiddet tehdidi ortadan kaldırılamamaktadır.
Afganistan'da yaşanan bu olumsuz tabloda, kadınların kendi seslerini duyurabilmeleri için uluslararası baskının artırılması büyük bir öneme sahip. Eğitim, sağlık ve sosyal yaşam eğitimi gibi temel alanlarda kadınların güçlendirilmesi, elbette ki toplumun geneli için de bir kazanç olacaktır. Eğer uluslararası toplum, Afgan kadınlarının yaşadığı hak ihlallerine dair gerekli adımları atmazsa, bu durum daha birçok kadının hayatını tehlikeye atacak gibi görünmektedir.
Kısacası, Taliban yönetimi altında Afganistan'da kadınlara yönelik şiddetin serbest bırakılması, sadece ülke için değil, tüm dünya için büyük bir utanç kaynağıdır. Bu tür uygulamalar, kadınların yaşamlarını tehlikeye atacak, ailelerini parçalayacak ve toplumları derinden etkileyecektir. Afganistan'daki kadınlar için güvenli bir yaşam talep eden herkes, bu bağlamda üzerine düşeni yapmalı ve seslerini duyurmalıdır.