İran'ın birçok şehrinde, özellikle başkent Tahran'da, öğrencilerin düzenlediği protestolar 3. gününe girdi. Geçtiğimiz günlerde başlayan eylemlerin ardında yatan sebepler, hükümetin baskıcı politikaları ve üniversitelerdeki sıkı denetimler olarak öne çıkıyor. Öğrencilerin özgürlük talepleri, sosyal adalet isteği ve daha fazlasını dillendirirken, eylemler İran genelinde büyük bir dikkat çekmeye devam ediyor.
İran'da öğrencilerin sokaklara dökülmesi, aslında uzun süredir devam eden toplumsal huzursuzluğun bir yansıması. Son yıllarda özellikle ekonomik sıkıntılar, sosyal baskılar ve hükümetin reform yapma konusundaki yetersizliği, genç kuşağın sesini yükseltmesine neden oldu. Öğrenciler arasında artan radikalleşme, hem içsel rahatsızlıkları hem de küresel ölçekteki diğer hareketlerle etkileniyor. Öğrenciler, sıkı sansür uygulamalarına, akademik özgürlüklerin kısıtlanmasına ve sosyal adaletsizliklere karşı durmayı tercih ediyorlar.
Protesto gösterilerine katılan öğrenciler, çeşitli pankartlarla ve sloganlarla kendi taleplerini dile getiriyor. "Özgürlük, eşitlik!" gibi ifadeler, kalabalıkların arasında yankılanıyor. Milyonlarca genç, bu tür protestoların toplumsal değişim için bir fırsat sunduğuna inanıyor. Bu eylemler, yalnızca üniversite kapılarında değil, aynı zamanda sosyal medya platformlarında da hızlı bir şekilde yayılarak uluslararası kamuoyunu etkileyen bir boyut kazanmış durumda.
Öğrenci eylemlerinin uluslararası alanda yankı bulması, birçok ülkenin ve insan hakları örgütünün dikkatini çekti. Birçok ülke, İran hükümetine muhalefeti bastırmaması ve protestocuların haklarına saygı göstermesi için çağrıda bulundu. Sosyal medya üzerinden yayılan görüntüler, bu baskıların ne denli sert olduğuna dair güçlü bir belge haline geldi. Eylemlerdeki çoğu kişi, güvenlik güçlerinin sert müdahaleleriyle karşılaştıklarını, bu durumun ise katılımlarını daha da artırdığını ifade ediyor.
İran hükümeti ise diplomatları aracılığıyla bu protestolara karşı koymaya çalışıyor. Hükümet yetkilileri, öğrencilerin taleplerini ‘dış güçlerin etkisi’ olarak nitelendiriyor ve protestoları ‘başka bir gündemin parçası’ olarak görerek baskı yapmaya devam ediyor. Ancak bu tutum, pek çok gencin daha fazla öfke duymasına ve sokaklara daha fazla dökülmesine neden oluyor. Reform taleplerini dillendiren bu gençlerin, uluslararası kurumlardan ve özellikle eğitim kurumlarından aldığı destek, belki de gelecekte daha büyük bir toplumsal değişim için zemin hazırlayacak.
Protestoların bir diğer önemli boyutu, öğrencilerin farklı sosyal gruplardan ve etnik kimliklerden bir araya gelerek ortak bir amaç etrafında toplanmasıdır. Kadın ve erkek öğrencilerin bir arada eylem yapmaları, İran'ın muhafazakâr toplumu içinde yenilikçi ve cesur bir yaklaşım sergiliyor. Birçok kadın, başörtü yasaklarına dikkat çekerek, özgürlük ve eşitlik taleplerini dile getiriyor.
İran'daki bu protestolar, yalnızca bir eğitim sistemi meselesinin ötesine geçiyor. Öğrenciler, aynı zamanda bir toplum olarak kendilerine ait olan haklarını talep ediyorlar. Gençlerin talepleri ise; eğitimde daha fazla özgürlük, ifade özgürlüğü, siyasi katılım ve insan haklarının korunması gibi konuları da kapsıyor. Bu durum, toplumsal değişimin hangi yönde ilerleyeceğine dair büyük bir tartışma başlatıyor. Gençlerin sokaklarda haykırdığı ses, belki de İran'ın geleceği için dönüm noktası olabilir.
Sonuç olarak, İran'daki öğrenci protestoları, yalnızca bir neslin isyanı değil, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelerek daha demokratik bir yapı talep etmesinin de ifadesidir. Üçüncü günde de devam eden bu gösteriler, toplumsal değişimin kapılarını aralamaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gelecek günlerde neler olacağı merakla beklenirken, uluslararası kamuoyunun da dikkatle takip ettiği bu olaylar, İran'daki siyasi iklim üzerinde önemli etkiler yaratabilir.