Günümüzde hızla yaygınlaşan tüketim kültürü, pek çok meslek dalını etkisi altına almış durumda. Ancak bazı zanaatkarlar, geçmişin değerlerini yaşatarak bu akıma karşı durmaya kararlı. İzzet Yılmaz, yaklaşık elli yıldır ailesinden devraldığı mesleğiyle bu geleneği sürdüren usta isimlerden biri. Yılmaz, babasından öğrendiği el sanatlarını günümüzde yaşatıyor ve aynı zamanda insanları bilinçli tüketmeye teşvik ediyor.
İzzet Yılmaz, genç yaşlarda babasından öğrendiği marangozluk mesleğini, zamanla ustalık seviyesine taşıdı. Babası onu, sadece aletlerle değil, mesleğin ruhuyla da tanıştırdı. Aynı atölyede saatlerce geçirdiği zaman, genç Yılmaz için yalnızca teknik bilgiler edinmek değil, aynı zamanda manevi bir mirası devralmak anlamına geliyordu. Her kesim, her zımpara vuruşu bunun ayrılmaz bir parçasıydı. Yılmaz, “O zamanlar ofis hayatı değil, atölye hayatı vardı. Orada öğrendiğim değerler, hayata bakışımı şekillendirdi,” diyor.
Yıllar geçtikçe, sektördeki değişiklikler ve hızlı tüketim alışkanlıkları, Yılmaz’ı düşündürmeye başladı. Sadece işini sürdürmekle kalmayıp, aynı zamanda eksenini de değiştirmesi gerekiyordu. Yılmaz'ın amacı, zanaatın ve el emeğinin kıymetini günümüzde yeniden hatırlatmaktı. Bu düşünceyle, çeşitli atölyelerde eğitimler vermeye başladı. Genç neslin, el sanatlarına olan ilgisini arttırmak hedefiyle, onlara marangozluğun sırlarını öğretiyor.
Yılmaz, günümüz tüketim kültürüne karşı geliştirdiği stratejilerle dikkat çekiyor. “İnsanlar, her şeye kolayca ulaşabildiği için, zamanla o şeylerin kıymetini unuttu,” diyor. Yılmaz, yaptığı el yapımı mobilyaların yalnızca birer eşya değil, aynı zamanda birer sanat eseri olduğuna inanıyor. Onun çalışmaları, her biri özelleştirilebilen ve uzun ömürlü olan ürünler sunuyor. “Bir ürün her zaman aldığın fiyatla değil, senin ona kattıklarınla değerlidir,” diyerek, tüketicileri düşünmeye davet ediyor.
Babasından öğrendiği el sanatlarını, sürekli olarak geliştirerek, yenilikler ekleyerek bugün daha modern bir hale getiriyor. İzzet Yılmaz, maharetiyle sadece bir zanaat değil, aynı zamanda çevresine de bir farkındalık yaratma görevini üstlenmiş durumda. Kullanılan malzemelerin ağaç türleri, sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim konusunda titizlikle çalışıyor. Kendine has tarzıyla, hem geleneksel öğeleri koruyor hem de modern çizgilerle harmanlıyor.
İzzet Yılmaz, zaman zaman sosyal medyada yaptığı paylaşımlarıyla da takipçilerine ulaşıyor. Burada, el yapımı ürünlerinin yapım aşamalarını, değişik teknikleri ve malzeme seçimlerini paylaşıyor. Böylece, hem kendisinin hem de meslektaşlarının çalışmalarını daha geniş bir kitleye taşıyor. “Bir insan, sadece malzeme alıp iş yapmamalı. O malzemeye ruhunu katmalı,” ifadeleriyle, izleyicilerine bu felsefeyi aşılamaya çalışıyor.
El sanatlarına olan bu tutku ve bağlılık, onun mücadelesinin sadece kişisel bir hikaye olmanın ötesine geçmesine neden oldu. Yılmaz, özellikle gençlerin el sanatlarına olan ilgisinin artmasıyla, bu alandaki zanaatkar sayısının da artacağına inanıyor. “Geleceğin ustaları, bugünün öğrencileri,” diyerek, genç zanaatkarları desteklemeyi sürdürüyor.
Sonuç olarak, İzzet Yılmaz, sadece bir marangoz değil; aynı zamanda geçmişin değerlerini bugüne taşımayı hedefleyen bir kültür elçisi. Tüketim kültürüne karşı oluşturduğu direnç, onun sanatıyla birleştiğinde, el yapımı ürünlerin kıymetini bir kez daha hatırlatıyor. O, mesleğini ve babasından miras kalan değerleri yaşatarak, çağın zorluklarına karşı direnen bir zanaatkâr olarak parlamaya devam ediyor.